Babam ve Oğlum’daki O Sahne Gerçek Oldu! Filmin Çocuk Yıldızının Başına Gelenler Kahretmişti, Aynısını Yaşadı!

Babam ve Oğlum dizisinde Deniz karakterine hayat veren Ege Tanman bu rolüyle hafızalara kazındı. Birçok başarılı projenin kadrosuna dahil olan Tanman’ın Babam ve Oğlum’daki Deniz’le yaşadığı ortak acı adeta yürek sızlattı. Ünlü ismin son hali ise gündem oldu.

Bir döneme damga vuran Babam ve Oğlum unutulmaz filmler arasında yer alıyor. Filmde Deniz karakterine hayat veren Ege Tanman bu rolüyle büyük beğeni toplamıştı. Şimdilerde 25 yaşında olan Tanman “Filmdeki acılı sahne kaderim oldu” diyerek yaşadığı acı tesadüfü anlattı.

2002 yılında yayınlanan Kınalı Kar dizisi ile ün kazanan Ege Yanman, Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum filmindeki Deniz rolüyle herkesin tanıdığı bir isim haline geldi.

Birçok başarılı yapımda rol alan Tanman, Habertürk’ün sorularını yanıtladı. İlk olarak Kınalı Kar ile ilgili açıklama yapan ünlü isim “5 yaşındaydım. Oyunculuğa dair herhangi bir ilgimin ve hedefimin olabileceği bir yaşta değildim. Bursalıyım. ‘Kınalı Kar’ da Bursa’da çekiliyordu.

Annemin müdür olduğu kreşten dizide rol alması birkaç çocuk istediler. Annem ile babam ‘Ege için güzel bir anı olur’ diye düşündü. Seçmeleri kazandım ve dizinin başrolünde olan Emrah ve Özlem Conker’in çocuğu olarak diziye girdim. Böylelikle oyunculuğa başladım” dedi.

“FİLMDEKİ SAHNE KADERİM OLDU”

Geçtiğimiz yıl aralık ayında babasını mide kanserinden kaybeden ünlü oyuncu açıklamasında “Babam vefat etmeden hemen önce ciğerleri su toplamış ve yoğun bakıma alınmıştı. ‘Babam ve Oğlum’daki rolümde de babamın ciğerleri su topluyordu. Filmdeki o acılı sahne kaderim oldu” cümlelerine yer verdi.

BABAM VE OĞLUM’UN KONUSU

Babam ve Oğlum, 2005 yapımı bir Çağan Irmak filmi. Ege’deki çiftlikten gazetecilik okumak için ayrılan Sadık’ın, yıllar sonra oğluyla beraber yeniden çiftliğe dönüşünün, 12 Eylül Darbesi arka planında aktarıldığı filmin senaryosunu da yine Çağan Irmak yazdı. Film, Türkiye’de 3.500.000 izleyici sınırını aştı. Filmin çekimleri İzmir (Seferihisar), Balıkesir (Ayvalık) ve İstanbul’da gerçekleştirildi.

Sadık, Ege’deki çiftlikten, üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin (Çetin Tekindor), onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir.

Bunu öğrenen babası Hüseyin, oğlunu evlatlıktan reddeder. 70’li yıllarda birçok siyasi olaya karışan Sadık’ı daha zor günler beklemektedir. 1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askerî darbe gerçekleşmektedir.

Sadık’ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz’i Ege’deki çiftliğe, annesinin ve konuşmadığı babasının yanına götürmekten başka bir yol bulamaz.

Çizgi romanlara ve onun büyülü dünyasına oldukça meraklı olan Deniz için evin yanaşmaları, küs teyze (Şerif Sezer), traktör kullanan ve telsizle konuşan babaanne (Hümeyra), bileğinden boğazına kadar bilezikle dolaşan gelin Hanife (Binnur Kaya) ve saf bir amca (Yetkin Dikinciler) ile tanışmak, onun için oldukça farklı bir deneyim olacaktır. Sadık ve Hüseyin’in geçmişle hesaplaşmaları ise oldukça sıkıntılı gelişmelere neden olacaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*